Çalışan Annenin Psikolojisi

    PAYLAŞ!

  • facebook
  • twitter
  • friendfeed
  • email
  •  
  • facebook
  • twitter
  • friendfeed
  •  

Çalışan anneler kendini suçlu hisseder mi? Okul döneminde anne ve çocuk ilişkisi nasıl kurulmalı? Bu ve benzer soruların yanıtlarını merak mı ediyorsunuz?

Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Sevil Usanmaz ile çalışan anne psikolojisi üzerine konuştuk.

Çalışan annelerin hissettiği suçluluk duygusuyla ilgili önerileriniz neler olabilir? Çalışan kadın anne olduktan sonra çocuğun bakılıp büyütülmesiyle ilgili olarak yeni sorumlulukları yüklenir. Ev ve iş hayatında yaşadıkları onu tükenmişlik sendromuna itebilir. Birçok şeye yetişememenin verdiği huzursuzluk ve öfkelilik hali yaşanabilir.

İşi bırakmakla çalışmaya devam etmek arasında yaşadıkları kararsızlık suçluluk duygusuna neden olabilir.

Özellikle yeni anne olan çalışan kadının, anne rolüne hazırlanması ve bu role uyumu, roller arasında geçiş yapabilmesini ve bu rollerini devam ettirebilmesini sağlar. Annelik, içgüdüsel olmakla birlikte, aynı zamanda öğrenilen davranışlar toplamıdır. Çocuk ile anne arasında söz ve davranışla oluşan, bazen sadece bir bakışla, duygularla gelişen anne-çocuk ilişkisi dediğimiz özel bir ilişki biçimi meydana gelir.

Anne, doğal olarak çocuğuna ilk aylarda ve yıllarda öncelik vermek ve onunla birlikte olmak ister. İşe başladığında aklı ve duygusu çocuğunda olur. Zamanla bir denge oluşur, ancak annenin çocuğuyla yeterli zaman geçiremediği hissi çocuğu ile ilişkilerinde sorun yaratabilir.

Çocuklar, bebeklikten itibaren annenin duygularını hissederler. Çalışan kadın iş ile birlikte annelik davranışına duygusal olarak hazırlanabilir ve annelik davranışını öğrenebilirse, yeterli aile, çevre, eş desteğini aldığında, hem işinde kendisini daha iyi hisseder hem de suçluluk duyguları azalacaktır.

Peki çocuklar bu durumdan nasıl etkileniyor? Bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların sonuçları, annenin çalışmasının çocuğu sanıldığı kadar olumsuz yönde etkilemediğini göstermiştir. Böyle bir durumda çocuk annenin yaklaşımından etkilenir. Yani annenin çocukla kurduğu ilişki asıl önemli noktadır. Annenin kendisi ya da işi ile ilgili olumsuz duygularını belli etmemesi ya da yoğun suçluluk duygusunu bir şekilde yansıtmaması, hatta varsa suçluluk hissini iyileştirmesi, olumsuz duygularını olumlu hale getirmesi gerekir. Çocuğa doğalın bu olduğu yansıtılmalıdır.

Eğer anne çocuğuyla güvenli ve olumlu, sakin ancak sınır koyan bir tutum sergileyebilirse çocuğun gelişiminde, sosyalleşmesinde ya da okul başarısında olumsuz bir durum yaşanmayacaktır. Zira, araştırmalar, çalışan annelerin çocuklarının okul başarılarının ve sosyal gelişimlerinin çalışmayan annelerin çocuklarına göre daha önde olduğunu gösteriyor. Özellikle annenin çalışması kız ve erkek çocuğunu daha olumlu yönden etkiliyor. Annesi çalışan kızlar ve erkekler, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde annelerini daha yetenekli, becerikli hissediyor, meslek seçimlerinde onu örnek alıyor. Annenin olumlu katkıları bulunuyor.

Okul öncesi dönemde çalışan annelerin çocuklarının davranışları nasıldır ve anneler çocuklara nasıl davranmalı? Zamanı nasıl kullanmalı? Okul öncesi dönem olan 0-6 yaş arası çocuklar için hem daha duygusal hem de gelişmenin büyümenin hızlıca devam ettiği dönemdir. Özellikle bebeklik ve 2 yaşa kadar olan bölüm çocuğun anneye çok daha fazla ihtiyaç duyduğu dönemdir. Çocuklar annelerini ve kendisine bakan kişileri ayırt ederler. Annelerini çok özlerler, çalışan annelerin doğum sonrası izinlerini, süt verme izinlerini buna göre düzenlemeleri, süt izinlerini öğleden sonra kullanmaları yararlı olur. Eve geldiklerinde önce çocuklarıyla kucaklaşmaları, çocukla birlikte olmaları yararlı olur. Burada sürenin uzun olması gerekmiyor, nitelikli, sevgi dolu, sakin, huzurlu geçirilen süre yeterli olacaktır. Çocuklar annelerine duydukları özlem nedeniyle huysuz olabilirler. Anne eve geldiğinde annesinin yüzüne baktığında, sıcak, mutlu bir ifade görürse rahatlar, sakinleşir. Burada annelerin ve bebeklerin ihtiyacı olan süre ortalama bir-iki saat kadar olabilir. Anneler çocukları ile zaman geçirirlerken kaygılarından uzaklaşırlarsa ne kadar iyi hissettiklerini, dinlendiklerini görebilirler. Bundan sonrası için çocuğun yemesi, uyuması, banyosu vb konularda eş ve aile üyeleriyle yardımlaşmak yararlı olur.

2-5 yaş daha hareketli, oyun ve sosyalleşmenin başladığı, geliştiği dönemdir. Çocuğun yürümesi, konuşması kendini ifadesi gelişir, her şeyi merak eder, bakar, inceler, sorular sorar. Çalışan anne kısa ve nitelikli zamanı çocuğuyla oyun oynarak, sohbet ederek, parka giderek geçirebilir. Örneğin, mutfakta yemek yaparken çocuğun masada resim yapıyor olması, bu esnada yapılan faaliyetle ilgili sohbet hem anneyi hem de çocuğu mutlu eder. Zaman ve mekan birlikte paylaşılmış olur. Bu dönemde sınırlar koymak gerekir. Çocuklar oyun oynamak için dolaplara bakarlar, çekmeceleri karıştırırlar, bunun yerine oyuncaklara yönlendirmek, oyuncaklarla nasıl oynayacağını göstermek yararlı olur. Uyku ve yemek zamanı belirlenmeli. Eşler anne-baba olarak yardımlaşmalı, birbirlerini desteklemeli, çocuğa çift mesaj vermemeye gayret etmelidirler. 3 yaş civarında yuva ya da oyun gruplarına önce ikişer saat olarak sonra yarım gün devam etmeleri yararlı olur. Bunun için en iyi başlama ayları Mayıs-Haziran veya Ağustos-Eylül aylarıdır.

Okul döneminde çalışan anne ve çocuk arasında ilişki nasıl kurulmalı? Zamanı nasıl kullanmalı? Okul döneminde annelerin sevgilerini gösterme yolu, çocuğunu beğenme, takdir etme, yol gösterme ve teşvik etmekten geçer. Okulun ilk yılları çocuklar için oldukça zordur. Çalışan anneler bazen iş, görev, sorumluluk bilincini çok fazla yüklenip evde de bunu otomatik olarak devam ettirebiliyorlar. Çocuklar bu durumdan çok mutsuz olduklarından, annelerine negatif davranıp inatlaşabiliyorlar. Okulda ne yaptınız sorusuna çocuklar asla yanıt vermezler. Bunun yerine bugün neler olduğunu konuşarak sohbet etmek, yemeğin hazırlanması, sofranın kurulmasında küçük yardımlar istemek, dersleri konusunda takdir etmek, hafta sonu kısa süreli birlikte zaman geçirmek, odasını nasıl toplayacağını göstermek, bunun yararlarını anlatmak, arkadaşları ile birlikte olmasına, spora, sosyal aktivitelere katılmasını teşvik etmek çocuğu öz güvenli yapacağı gibi annenin kendisine zaman ayırmasını sağlar.

Her dönemde kural koyarak hareket etme doğru bir yaklaşım mıdır? Kural koyarken nelere dikkat edilmeli? Çocuğumuz doğduğu andan itibaren aslında bir düzen ve sınır koymaya çalışırız.

Çocuklarda başlangıçta zaman algısı olmadığından anneler bunu içgüdüsel olarak yavaşça oluşturmaya gayret ederler. “Şimdi sabah oldu kahvaltı zamanı, öğle yemeği, akşam, gece oldu yatıyoruz, banyo zamanı, tatile gidiyoruz, tatil olunca okula gidilmez...” gibi sözler söyleriz. Bunlar sınırlandırma, zamanı öğretme çabalarıdır. Davranışları da sınırlandırıp kurallar koymak çocuğun sosyalleşmesine yardım eder. Arkadaşlarıyla olumlu iyi ilişkiler kurmasını, sakin davranmasını, oyunlarda tercih edilmesini, lider olmasını sağlar.

Çocuk yetiştirme döneminde eşlerden nasıl destek alınabilir? Çocuk hayata geldiği andan itibaren eşler arasında paylaşımın, yardımlaşmanın her konuda birbirini desteklemenin çok önemli olduğunu biliyoruz. Anneler eşlerinden her zaman destek istemeli, sorumluluklar paylaşılırsa azalır, kolaylaşır, anlaşmazlıklar olmaz, olumsuz duygular yerine olumlu duygular, işbirliği gelişir ve bir çocuğu büyütmenin gururu, mutluluğu yaşanır. Çocuğun gelişiminde babanın rolünün, ilgisinin ve sevgisinin çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Çocuk ve anne için baba, güveni, saygıyı, inancı simgelemektedir.

Özellikle maddi ödüller ve hediyeler almak konusundaki görüşleriniz nelerdir? Çocuk gelişiminde ve ruh sağlığında maddi ödüllerin yeri bulunmamaktadır. Manevi ödülün geçerliliği, yararının daha fazla olduğunu biliyoruz. Maddi ödül ancak bir başarı ile bağlantı kurulduğunda yararlı olabilir. Örneğin; “yemeğini çok güzel yediğin için oyuncaklarınla oynayabilirsin, dondurma alabiliriz, sana çikolata alalım, çok güzel resim yaptığın için sana büyük boya kalemleri aldım, doğum günün için istediğin oyuncağı alalım mı?” gibi maddi ödüller seçilirken çok pahalı olmamasına, çocuğun yaşına uygun olmasına, bir ihtiyacının karşılanmasına dikkat edilmelidir. Top, bisiklet, spor ayakkabı vb gibi. Ders çalışması ya da uslu durması için pazarlıklar yapmak, büyük ödül vaatlerinde bulunmak, özellikle ilk okul döneminde cep telefonu, bilgisayar, para ödülü önermek, sanıldığının aksine hem hiçbir işe yaramaz hem de çocukların davranış sorunlarını artırabilir. Çocuklar için aslında ödülün nasıl verildiği önemlidir. Ödülü hak ediyor olması, annesi-babası tarafından takdir edildiğini, beğenildiğini görmek önemlidir. Aslında maddi ödülün manevi ödülle birleştirilmesi yararlı olur.


Sorunuzu forma yazarak sorabilirsiniz







Bebekolay Sosyal Medya